emanetçi, şiir, deneme, öykü
Dinlemek için lütfen tıklayınız ve açılan kutucukta
emanetçi dükkânı > denemeler > sosyal hipermetrop
...eski aşklar emanetçisiyim ben
nice öyküler taşırım yüreğimde
hiçbirinin sahibi yok
tek kahramanıyım öykülerimin...


...yanlış öğretmişler bize
en çok
yüreği üşürmüş insanın
tutan olmazsa eğer
ellerinden...
sosyal hipermetrop

İnsanoğlunun doğasında var sanırım bu. Kaybettiğine ağlar kazandıklarından çok. Belki de kazandığı, yanıbaşındaki ya da zaten sahip olduğu, kaybettiğinden daha değerlidir.  Ama, hiç aklının ucundan bile geçirmez böyle bir olasılığı. O hala kaybettiğinin derdine yanmaktadır.

Öylesine meşgul oluyoruz ki kaybettiklerimizle, sahip olduğumuz  ve yanı başımızda duran, bizi mutluluğa taşıyabilecek varlıklarımızı göremiyoruz. Sanırım, birini ya da bir şeyleri kaybetmek hasta ediyor insanları. Hatta ben bu hastalığı kendimce, "sosyal hipermetrop" olarak tanımlıyorum. Belki, konuyla ilgili uzmanların, bilmediğim  bambaşka tıbbi tanımlamaları vardır. Hepsi onların olsun.

Gerçi, bakmayın siz, böyle kırk yıllık sosyolog ya da psikolog gibi bilmiş bilmiş yazdığıma. Ahkâm kestiğime. Aynı hastalık bende de var. Üstelik, bendeki daha ileri boyutlu bir hastalık. Ben hem kör hem de tembel oluyorum. Ne uzağı ne yakını görebiliyorum. Bir yığın iş beklerken beni ve her gecikme yine benim başıma patlayacakken çalışmak bile gelmiyor içimden mesela.

Hayatımızda bu tür problemlere neden olan kayıpların, neredeyse yüzde yüze yakını maddi varlıklardan çok, bireysel ilişkilerden(maneviyattan) kaynaklanıyor. Demek ki biz insanlar birbirimize düşündüğümüzden daha fazla zarar veriyoruz. Çoğu zaman farkına varmadan yapıyoruz bunu. Elbette ki, sergilediğimiz davranışın farkına varamayışımız, karşı tarafta yıpratıcı, yorucu
Sayfa 1 / 2 >>>
© 2008 - 2010 Emanetçi.